Avcı toplayıcı insanların olduğu döneme bir dönüp bakarsak hayatta kalmak dediğimiz şey onlar için barınma, beslenme ve neslini devam ettirme ihtiyaçlarının karşılanmış olması durumuydu. Günün sonunda bir aslana yem olmadan barındığı yere elinde meyve veya avladığı hayvanın etiyle dönebiliyorsa hayatta kalmış oluyordu. Herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan meyvesini toplayıp yiyebiliyor, barınma ihtiyacını bir şekilde karşılayabiliyordu, ateş yakıp ısınabiliyordu. O zamanlarda bu kadar keskin ve net olan bu kavram günümüze gelene kadar birazcık değişime uğradı. Bütün bu hayatta kalma ihtiyacı bir aracıya bağlandı: Para.

Günümüzde hayatta kalma ifadesine baktığımız zaman olayın ucu bir şekilde para kazanmaya çıkıyor. Bu yazıda da zaten temel olarak bahsedeceğim mesele para. Para neden önemli, nasıl değersiz gösteriliyor ve nasıl kazanılır konularına değineceğim.

Bu yazıyı okuyan kitlenin büyük bölümünün 17-24 yaş aralığında olduğunu tahmin ediyorum. Bu yaşlar bizim tam anlamıyla geleceğe yatırım yapabileceğimiz oldukça kıymetli yaşlar. İçinde bulunduğumuz duruma ne kadar erken uyanırsak gelecekte o kadar rahat edeceğimize inanıyorum. Şimdi lafı daha da uzatmadan hemen giriş yapalım. Öncelikle paranın neden önemli olduğuna bakalım.

Aslında cevap çok basit. Para bizim hayatta kalmamızı sağlar. Barınma, beslenme ve neslimizi devam ettirme gibi en temel ihtiyaçlarımızı karşılar. Bu yüzden para kazanmak insan için son derece kritiktir. Her ihtiyacını kendisi karşılayan bir çiftlik evinde yaşamadığınız sürece paraya muhtaç haldesiniz. Her şeyden önce bunun farkına varmış olmamız gerekiyor. Paramız olmazsa yaşayamayız.

Şimdi para ile ilgili aslında yanlış olan ama aşırı benimsenmiş olan bir normu özellikle incelemek istiyorum: “Parayla saadet olmaz.”.

Öncelikle şunu söylemem lazım. Buradan benim saadetten anladığım ve kastettiğim şey mutluluk. Kesinlikle iç huzur ya da benzeri bir şey değil. Bahsettiğim şey sadece mutluluk. İç huzur dediğimiz şey tamamen soyut bir kavramken mutluluk dediğimiz şey olabildiğince somuttur aslında. Sizin mutlu hissetmenizin tek sebebi yalnızca vücudunuzda birtakım nörotransmitterlerin ve hormonların salgılanmasıdır ve bunları size salgılatan şeylerin çok büyük bölümü para ile alabileceğiniz şeylerdir. Dolayısıyla para beraberinde büyük ölçüde mutluluk da getirir.

Dünya üzerinde insanı en çok mutlu eden şey hayatta kalacağını bilmesidir. Bu söylediğim şeyler her insan için geçerlidir çünkü bunlar insanın sonradan öğrendiği şeyler değil hayvansal içgüdüleridir. Dolayısıyla sizi en çok mutlu eden şey de hayatta kalmanızı sağlayan şeydir, yani para.

Paranın ne olduğunun ve ne kadar önemli olduğunun farkına vardığımızı varsayıyorum ve şimdi konuşmak istediğim asıl başlıklara geçiyorum. İlk başlığımız para kazanmanın en rahat yolu olan Pasif gelir.

Pasif Gelir Neden Önemli?

Pasif gelir dediğimiz şey minimum çabayla elde edilen ve bir şekilde otomatiğe bağlanmış gelirdir. Hemen bu konuya bir örnek verelim. Çok gezen bir insansınız ve gezdiğiniz yerlerde fotoğraf çekmeyi çok seviyorsunuz. Çektiğiniz bu fotoğrafları satabileceğiniz tonlarca site var. Bu sitelerden herhangi birisine üye olup fotoğraflarınızı yüklüyorsunuz ve o fotoğraflar satıldıkça aracı site kendi komisyonunu alıp kalan ödemeyi size gönderiyor. Bu fotoğraf satma işi pasif gelir için çok güzel bir örnek. Sadece bir kez fotoğraf çekip bir web sitesine yükleyip daha sonra yıllarca onun satışlarından para kazanabiliyorsunuz.

Gayrimenkul alıp bunu kiraya vermeyi de düşünebilirsiniz. Bir kez para verip satın aldığınız bir şeyden ömür boyu düzenli bir gelir elde ediyorsunuz. Pasif gelir için harika bir örnektir bu. Pasif gelirin ne olduğunu anladığımızı varsayıyorum ve kaldığımız yerden devam ediyorum.

Pasif gelirin bize kazandırdığı en büyük ve en önemli şey zamandır. Ne kadar para kazanıyor olursanız olun zamanınız yoksa eğer kazandığınız paranın hiçbir anlamı yoktur. Çok basit bir örnek, birisi size gelip “Ölene kadar uyku saatleri dışında sürekli çalışacaksın, sana haftada 1 milyon dolar vereceğiz.” dese “Saçma sapan konuşma, git işine.” dersiniz ve teklifini kabul etmezsiniz. Çünkü mantıklı olmadığını biliyorsunuz. Paraya ihtiyacınız olduğu kadar bu parayı harcayacak/değerlendirecek zamana da ihtiyacınız var. Pasif gelirin en büyük güzelliği de size çok az zaman kaybettirerek gelir getiriyor olmasıdır. Pasif gelir sayesinde artan zamanınızda isterseniz maaşlı bir işe girebilirsiniz isterseniz de başka pasif gelir kaynakları oluşturmaya çalışabilirsiniz. Günlük mesainizi doldurduktan sonra da tabiri caizse krallar gibi yaşayabilirsiniz.

Olayı biraz daha somutlaştıralım, pasif gelir sağladığımız zaman her şeyin ne kadar rahat ve güzel olduğunu görelim. 2019 Türkiye şartlarını ele alarak konuşalım. Sabah 8 akşam 5 arasında mesainiz var, 4000 lira maaşla çalışıyorsunuz ve 4 kişilik bir aileye bakıyorsunuz. Ailedeki en küçük kişinin 14-15 yaşlarında olduğunu varsayarsak bu aileyi bu parayla geçindirmek oldukça zor olacaktır. Sinemaya gitmek, ailecek bir tatile çıkmak ya da benzeri aktivitelerde bulunmak sizi sürekli borca sokacak şeyler olacaktır. Uzun vadede sizi iflasa götüren ve bu yetmezmiş gibi bir de üzerine sizi mutsuz eden bir durum bu.

Aynı senaryoya bir de pasif gelir ekleyelim şimdi. Aylık 1500 lira bir pasif geliriniz olduğunu varsayalım. Bir şekilde güzel bir ev aldınız ve bunu kiraya verdiniz. Bu artan parayla ailenizle beraber istediğiniz aktiviteyi yapabilir ve bunun yanında birikim de yapabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi pasif gelir hayat standartlarınızı ciddi anlamda yükselten ve sizi mutlu eden, oldukça önemli bir kavramdır.

Artık pasif gelirin ne kadar önemli ve güzel bir şey olduğuna ikna olduğunuzu düşünüyorum. Şimdi biraz da işi pratiğe dökelim, bu pasif geliri nereden elde edebiliriz? Aklıma gelen birkaç maddeyi buraya yazıyorum. İnternet denen harika şeyi kullanarak bu listeyi genişletebilir ve kendinize uygun bir pasif gelir yöntemi bulabilirsiniz.

  1. Mobil Uygulama Geliştirin: Mobil uygulamalar pasif gelir elde etmek için oldukça uygun. İnsanların ihtiyacı olan bir şey bulun ve onu çözen basit bir uygulama geliştirin. Daha sonra bu uygulamayı satabilirsiniz veya uygulamaya reklam alıp buradan gelir sağlayabilirsiniz. Mobil uygulama geliştirme konusunda hiçbir bilginiz yoksa Udemy ve benzeri platformlara girip hemen bir kurs satın alıp öğrenmeye başlayabilirsiniz. Gözünüzde büyütmeyin böyle şeyleri. Sadece yapmaya başlayın, gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten.
  2. Fotoğraf ve Video Çekip Satmak: Gittiğiniz gezdiğiniz yerlerde güzel fotoğraflar ve videolar çekerseniz bunları internet üzerinden satabilirsiniz. Fotoğraf satma konusunda en popüler olan web sitesi Shutterstock. Ufak bir araştırmayla nasıl satışa başlayabileceğinizi ve ne tür fotoğraflar çektiğiniz zaman satılma ihtimalinin daha yüksek olduğunu öğrenebilirsiniz. Aynı şekilde çektiğiniz videoları da satabilirsiniz.
  3. Şirketlerden Hisse Satın Alın: Bunu yaparken biraz ne yaptığınızı bilmeniz gerekiyor. Yine de gayet güzel bir pasif gelir yöntemi. Uzun vadeli yatırımların dönüşü de güzel olur.
  4. Dropshipping: Son zamanlar bayağı moda olan bir şey. Kısaca olay şu, bir e-ticaret sitesi ya da benzeri bir platform kurup başkalarının ürünlerini koyuyorsunuz. Örneğin ürün orada 10₺ ise size 11₺ fiyat koyup ürünü satıyorsunuz. Herhangi birisi sizden satın aldığı zaman siz de asıl mağazaya siparişi iletiyorsunuz ve mağaza kargoyu gönderiyor. Müşteri bulabilecek kadar tecrübeliyseniz oldukça güzel bir pasif gelir modeli aslında dropshipping. Hatta eğer biraz zorlarsanız birkaç yazılım yardımıyla size gelen siparişleri siz hiç dokunmadan otomatik olarak asıl mağazaya iletebilirsiniz.
  5. Gelir Ortaklığı Programları: Birçok e-ticaret sitesinde olan bir şey aslında bu. Sitedeki ürünler için size özel bir link verilir, siz de bu linki çeşitli mecralarda insanlara yayarsınız. Birisi sizin paylaştığınız link üzerinden siteye girer ve ürünü satın alırsa size o satıştan komisyon verilir. Amazon ve benzeri neredeyse bütün e-ticaret sistemlerinde böyle bir gelir modeli mevcuttur. Affiliate Program veya Gelir Ortaklığı şeklinde araştırdığınız zaman bu konudaki kaynaklara ulaşabilirsiniz.

Şu an için aklıma ilk gelenler bunlar. Bu liste çok çok daha uzatılabilir, biraz araştırmayla kendinize uygun bir pasif gelir modeli bulabilirsiniz.

Satmayın, Kiralayın

Elinizde bir ürün veya hizmet varsa bunu kesinlikle bir başkasına satmayın, bir başkasına kiralayın. Elinizdeki ürünleri ve hizmetleri size sürekli gelir sağlayacak şekilde insanların kullanımına sunun. Ne demek istediğimi şimdi vereceğim örnekle çok daha iyi anlayacaksınız.

Spotify neredeyse hepimizin kullandığı bir uygulama. Size şöyle bir bilgi vereyim, Spotify kullanan insanlar arasında 1.5 milyon kişi Spotify Premium kullanıyor. Hepsinin öğrenci olduğunu düşünün. 7₺ karşılığında bu hizmeti 1 ay için kiralıyorlar. Spotify bu insanlardan ayda 10,5 milyon ₺ para kazanıyor. Bir de bu servise abone olmayıp reklamlı olarak Spotify kullanan insanlar var. Bu reklamlardan da çok ciddi gelir elde ediyor. Her ay böyle milyonlar kazanan bu firmanın bu kadar akıllı olmadığını ve Spotify yazılımını tek seferde sattığını düşünelim. Sadece bir kez satın alıyorsunuz ve ömür boyu kullanıyorsunuz. Fiyatının da 100₺ olduğunu varsayalım. Spotify Premium satın alan 1.5 milyon kişinin yanına 500 bin kişi daha ekleyelim. Bunlar da tek seferlik satın alacağı için kârlı görüp satın almış olsun. Toplamda 2 milyon kullanıcıdan bu şirketin kazanacağı para 200 milyon ₺. Bir yanda 10,5 milyon bir yanda da 200 milyon ₺var. 200 milyon ₺ size çok büyük görünüyor olabilir ancak bir de uzun vadeye bakalım. Yaklaşık olarak 15 ayda bir kullanıcı zaten 100₺ ödemiş oluyor. Abonelik sistemi 15 ay sonra tek seferlik satın almanın kazandırdığından fazla kazandırmaya başlıyor. Kısa vadede kârlı görünse de sadece 15 ay sonra abonelik modeli daha fazla gelir sağlıyor.

Tabii ki de bu söylediğim şeyler sadece konuyu biraz daha rahat anlatabilmek içindi. Yaptığımız tahmin hiç sağlıklı bir tahmin değildi ancak işin özünü anladığınızı varsayıyorum. Daha isabetli tahmin için sunucu masrafları, AR-GE çalışmaları, çalışanların maaşları, aboneliği iptal eden kullanıcılar ve benzeri binlerce durumu da dahil edip tekrar hesaplayabilirsiniz ama zahmet etmeyin. Uzun vadeli planlarınız varsa abonelik modeli her zaman çok daha mantıklı.

Siz de kendi ürünlerinizi mümkün olduğunca insanlara satmayın. Ürün ve hizmetlerinizi kiralayarak sürekli gelir elde etmek için çabalayın. Uzun vadede size çok daha fazla katkısı olacaktır.

Bu kısımda da anlatmak istediklerim bu kadardı. Şimdi bir diğer başlığımıza geçelim.

Tek Kurtuluş Yolu: İhracat

Maalesef şu anda içerisinde bulunduğumuz ülkede kullandığımız birçok şeyi kendimiz üretmiyoruz. Kendimiz üretmiyoruz derken kastettiğim mesele fabrikada bizim insanımızın çalışıp üretmesi değil, bu ürünleri üreten firmaların Türk menşeili olmaması.

Durumun ne kadar farkındasınız bilmiyorum ancak yeteri kadar ihracat yapmıyoruz, her sene dış ticaret açığı veriyoruz. Dış ticaret açığı veriyor olmak demek ülkenizin gitgide fakirleşmesi anlamına geliyor. Aslında elimizde bunu tersine çevirebilecek imkanlar da var ancak henüz bunların farkına varılabilmiş değiliz. Şu anda ülkede ticaretle uğraşan insanların çok büyük bölümü yurtdışında gördüğü ürünleri Türkiye’ye getirip burada satma peşinde. Yurtdışından ürün getirip burada kendi insanınıza sattığınız zaman kısa vadede kârlı görünüyorsunuz, cebinize belki güzel para giriyor ancak uzun vadede ülkenizi fakirleştiriyorsunuz ve dolayısıyla siz de gittikçe fakirleşiyorsunuz. İlla yurtdışından bir şey getirmek istiyorsanız bir ürün getirdikten sonra buna bir katma değer katıp tekrar yurtdışına satmanız gerekiyor ki ülkeniz para kazansın. Satmak istiyorsanız yine kendi insanınıza da satın ancak mutlaka ve mutlaka bütün dünyaya ürünlerinizi satıyor olmalısınız.

İşe şu açıdan da bakmamız gerekiyor. Biz bir şekilde bu ülkeye borçluyuz. Doğduğumuz andan itibaren sürekli ithal ürünler kullanıyoruz ve ülkede bir şekilde bir cari açığa sebep olduk bugüne kadar ve olmaya da devam ediyoruz. Peki bizim açtığımız bu cari açığı bizden başka kim kapatabilir? Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız ve en azından kendi açtığımız cari açığı kapatmak için çabalamalıyız.

Aslında bunu yapmak çok zor değil, tek ihtiyacınız olan bir fikir, en az bir yabancı dil ve biraz da cesaret. İngilizce biliyorsanız dünyanın her yerine iş yapabilir, ürün veya hizmet satabilirsiniz. İngilizce bilmediğinizi varsayıyorum. Diyelim ki yabancı diliniz Almanca. Türkiye’de üretilen bir ürünün Almanya’da satılabilmesi için önayak olabilirsiniz. İnternet size dünyanın her yerine ulaşma imkanı veriyor. Bir e-ticaret sitesi aracılığıyla Türkiye’den Almanya’ya ürün satabilirsiniz. Ya da diyelim ki Türkiye’deki hiçbir ürüne Almanya’da ihtiyaç duyulmuyor. O zaman başka bir ülkede satılan bir ürün bulun, E-ticaret sitenize koyun ve Almanya’ya dropshipping yapın. Yapmanız gereken tek şey biraz pazar araştırması yapmak ve insanlarla iletişim kurmak.

Ayrıca ihracat yapıyor olmanın bir diğer güzel yanı da döviz kazanıyor olmanız. Ayda 2000€ kâr ettiğinizi düşünün. Türk Lirası’na çevrildiği zaman yaklaşık olarak 12.000₺ civarında bir miktara tekabül ediyor. Bu parayla Türkiye’de çok mükemmel bir hayat sürebilirsiniz.

Kısacası ihracat yaparsanız eğer hem siz iyi kazanırsınız hem de ülkeniz zenginleşir.

Bitirmeden önce bütün başlıkları kısaca toparlarsak çok güzel olacak. Öncelikle paranın bir tabu olmadığını bilin. Para sizin yaşamanızı sağlar ve para kazanmak hayatınızı devam ettirebilmek için çok kritiktir.

Pasif gelir her zaman sizin kurtarıcınızdır. Paranız varken birikim yapmanızı sağlar. Zor zamanlarınızda paçayı kurtarmanızı sağlar. Başınıza bir şey gelir de işinizden atılırsanız en azından en temel ihtiyaçlarınızı karşılamanıza yardımcı olur (tabii bu durum pasif gelirinizin ne kadar olduğuna bağlı). Pasif gelirinizi döviz olarak yurtdışından kazanıyorsanız da tadından yenmez.

Son olarak da ihracat. İhracat ülkemizin şu anki durumundan kurtulması için hepimizin yapması gereken ve bu ülkeye borçlu olduğumuz bir şey. Biz eğer hayatımız boyunca cari açığa sebep olduysak ve bunu ödemediysek işimiz gerçekten zor. Bu borç biz öldükten sonra öylece ortadan kalkacak bir borç da değil. Sizin bu ülkeyi fakirleştirecek her türlü hareketiniz çocuklarınızın, torunlarınızın geleceği olacak.

Evet, farkındayım biraz aşçı tabağı gibi bir yazı oldu ancak bu başlıkların hepsi çok kritik ve bir şekilde birbiriyle bağlantılı başlıklar. Bu yüzden farklı yazılar halinde yazmak istemedim.

Umarım keyifli bir okuma olmuştur ve bazı şeyleri düşünüp harekete geçmenizi sağlar. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle.

Author

Web geliştirici, Youtuber, Blogger.

Write A Comment