Herkese merhabalar 👋🏻 Benim açımdan son derece keyifli geçen bir günden ufak bir özet paylaşacağım bugün sizlerle.

Kadir Köymen yakın zamanda bir duyuru yapmıştı ve 4’er kişilik gruplar halinde belirli bir sayıda öğrenciyi misafir edeceğini söyledi. Ben de bu gruplardan birindeydim, 19 Ağustos, Pazartesi günü gittim yanına ve o gün hep beraber çok güzel, söyleşi tadında bir sohbet gerçekleştirdik. Bu söyleşide konuştuğumuz mevzuları birkaç başlık halinde kısaca sizlere aktarmak istiyorum. Başlıkların hepsi birbiriyle bağlantılı olmayabilir. Bazen çok farklı farklı konuları da konuştuğumuz oldu. Her başlığı ayrı bir blog niteliğinde düşünebilirsiniz, sadece çok kısa bloglar. Ben gerçekten çok kıymetli şeyler öğrendiğimi düşünüyorum. Umarım başkalarına da faydalı olur. Haydi o zaman yavaş yavaş başlayalım.

İnterneti Müşteri Bulmak ve Müşterilerin İhtiyaçlarını Karşılamak İçin Kullanın

Artık ihracat yapmak, bir şeyler satmak son derece kolay. Sadece bir web sitesi ve basit bir yazılım üzerinden gerçekten güzel satışlar yapabilirsiniz. İnternet günümüzün en güçlü satış silahlarından birisi. Bu silahı iyi kullanmak lazım.

Fikrinizin Ne Kadar İyi Olduğuna Siz Değil İnsanlar Karar Versin

Bir fikriniz varsa bu fikri sadece etrafınızdaki 3-5 kişiye sormayın. Onların bir kısmı gerçekten çok iyi bir fikir olduğunu bir kısmı ise gerçekten işe yaramaz bir fikir olduğunu söyleyecektir. Muhtemelen fikrinizin size verdiği heyecanla bu fikrin kötü bir fikir olduğunu söyleyen insanları duymayacaksınız. Fikrinizin iyi mi kötü mü olduğunu görmek için çok çok basit bir halini hemen hazırlayıp gerçek potansiyel kullanıcılarına sunun. Onların geri dönüşlerini dikkatlice inceleyin ve eğer onlar kullanacak gibi görünüyorsa projenizi hayata geçirmeniz çok daha mantıklı olacaktır.

Projenizin en temelde çözdüğü problem neyse onu alın ve kağıt kalem aracılığıyla insanlara çözdürün. Örneğin Spendee uygulamasını düşünelim. Bilmeyenler için söyleyeyim, yaptığınız harcamaların ve cebinize giren paranın kaydını tutabildiğiniz bir uygulama. Bu uygulamayı insanlara test ettirmek için illa uygulamanın basit bir versiyonunu çıkartmanıza gerek yok. Kendinize rastgele bir grup denek seçin ve insanlara birer defter ve kalem hediye edin ve aylık gelir ve giderlerini not almalarını sağlayın. Sonrasında insanlardan bu defterleri toplayın ve onlara yaptıkları harcamalardan hangilerini kısarak tasarruf edebilecekleri, en çok nerelere harcama yaptıkları gibi bilgileri sunun. Spendee’nin yaptığı işi sadece bir kağıt kalemle yapmış oldunuz. Eğer insanlar gerçekten bu tuttuğu notların işe yaradığını, ekonomilerine faydası olduğunu düşünmeye başladıysa o zaman uygulamanızı çıkartın ve insanlara sunun.

Daha Kolay Olan Yeni Bir Şey Ortaya Koymak Değil Daha Önce Yapılmış Olan Bir Şeyin Daha İyisini Yapmaktır

Her zaman ortaya eşsiz bir fikir koymak için çabalamayın. Unutmayın ki eşsiz fikirler yanında çok büyük bir riskle beraber gelir. Zaten var olan bir şeyin daha iyisini ortaya koymak her zaman çok daha kolay ve daha az risklidir.

Yakın zamanda basit bir örneğini gördük, Ekrem Coşkun adında bir adam birden bire ortaya çıktı ve Türkiye’nin her yerine dönerci açtı. Döner yıllardır bu ülkede var, hatta artık dünyanın birçok yerinde var ancak bu adam yaptığı şeyin iyisini, uygun fiyata yaptı ve şu anda Türkiye’de 200 tane şube sahibi. Yani her zaman yeni bir şeyler yapmak daha kazançlı veya iyi olmayabilir. Yapılan bir şeyin daha iyisini yapmak çok daha kolaydır ve garantilidir.

Paranızı Yurt Dışından Kazanın veya Yurt Dışından Kazanandan Kazanın

Burası oldukça önemli. Sizin yurt dışından veya yurt dışından kazanandan kazanmadığınız her para aslında kazandığınız değil kaybettiğiniz paradır. Böyle yerlerde çalışarak ya öz kaynaklarınızı tüketiyorsunuzdur ya da sürekli bir şeyler ithal ederecek cari açığın gittikçe büyümesine sebep olan birilerinin işini görüp cari açığın daha da büyümesine sebep oluyorsunuzdur. Her iki durum da bir şekilde sizin ülkenizin, dolayısıyla da sizin fakirleşmenize sebep oluyor. Bu konuya biraz daha uyanmanız adına buraya bir video bırakıyorum.

Hepimiz bu ülkeye bir şekilde borçluyuz, bir şekilde bu ülkeyi fakirleştirdik. Artık uyandığımıza göre sebep olduğumuz bu yıkımı telafi etmeliyiz.

Ya Müşterin Patronunsa?

Sizin müşteriniz, sizin para aldığınız kişidir. Eğer siz ay sonunda patronunuzdan maaş alıyorsanız sizin müşteriniz patronunuzdur ve müşteri her zaman haklıdır. Patronunuzla zıtlaşmayın. Patronunuzla zıtlaşmadığınız sürece her zaman onun gözünde bir adım önde olursunuz. Size güveni artar, kaleyi yavaş yavaş içten fethetmeye başlarsınız. Patronunuz size tam güvendiği zaman bir şeyler için onu uyarabilirsiniz. Bunu ilk başta yaparsanız “Sen kimsin de bana iş öğretiyorsun?” gibi tatsız bir olaya döner yaptığınız şey (tamamen doğru ve haklı olsa bile). Bırakın o nasıl istiyorsa iş öyle olsun. Unutmayın, müşteri her zaman haklıdır. Patronunuz iş bilmiyorsa ve o şirket batıyorsa eğer batan bir gemide durmayın. Başka bir iş bulun.

Bu arada şu ufak notu düşmekte de fayda var, insanlar iş yapmadığınız zaman size kızarlar. Sadece insanların kızmamasına yetecek kadar iş yaparsanız bir farkınız kalmaz. Her zaman bir tık fazlasını yapmaya çalışın. Ofiste boş zaman geçirmeyin, bulunduğunuz yer için faydalı bir şeyler yapın. Bunu yaptığınız zaman dikkat çekmeye başlarsınız.

Tuzak Mesleklerden Kaçın

Tuzak meslek dediğimiz şey aslında herhangi bir katma değer üretmeyen meslekler. Örneğin bir temizlik elemanı olduğunuzu varsayalım. Yaptığınız iş her gün ofise gelip orayı temizlemek ve geri dönmek. Yaptığınız el ve ayak hareketleri bile neredeyse her gün bir öncekinin aynısı. Bu şekilde bir iş yapıyorsanız aslında bir tuzağın içindesiniz demektir. Bu iş, hiçbir şekilde katma değer üretmeyen ve sürekli sizin aynı konumda kalacağınız bir iş. Her an bu mesleğinizi robotlara kaptırma ihtimaliniz de var. Bir katma değer üretmeyen tuzak mesleklerden uzak durun. Bir şekilde başka bir mesleğe geçme şansınız o an için yoksa birikim yapmaya çalışın ve paranızı sermayeye çevirin. Bir şekilde kendinizi bu tuzağın içinden çıkartmak için çabalayın.

Bu konuda bir de şuna değinebiliriz. Yıllar önce Almanya’ya göç eden Türkleri hatırlayın. Onlar oraya tuzak meslekleri yapmak için gittiler. Evet, belki Türkiye’de olduklarından biraz daha rahat yaşadılar ancak yine de yaptıkları şey tuzak mesleklerdi. Bir katma değer üretmeyen işler. Yaptığınız işi nerede yaptığınızın hiçbir önemi yok. Dünyanın neresinde olursanız olun, tuzak mesleklerden uzak durun. Ülke değiştirdiğiniz zaman kurtulduğunuzu zannedebilirsiniz ancak durum böyle değil. Tuzak mesleklerden uzak durmak sizi kurtarır.

Sermaye Neydi? Sermaye Emekti

Sermaye nedir? Bankada öylece yatan paranız mı? Hayır. Sermaye dediğimiz şey sürekli değer üreten şeyleri satın almanızdır. Bir fabrikanız var ve sürekli üretim yapıyorsa bu sermayedir. Bir ev aldınız ve sürekli size kira geliri sağlıyorsa bu bir sermayedir. Elinizdeki parayı sermayeye çevirmek için çabalayın.

Sistem Kurucu Olun

Müşterilerinizin sorunlarını çözmek, onların ihtiyaçlarını çözmek çok güzel bir şey. Bunu yaparken ilk başta kendiniz bu sorunları çözebilirsiniz ancak belirli bir zamandan sonra aradan kendinizi çıkartmanız gerekiyor. Sizin yerinize o sorunu çözecek bir sistem kurun. Söyleşi günü bu konu üzerinde konuşurken verilen bir örneği birazcık değiştirerek anlatmak istiyorum.

Diyelim ki bir fabrikanız var ve iki tane kapısı var. Bu kapılardan birisi kullanılmıyor ve saçma sapan bir yere çıkıyor. Siz müşterilerinizi fabrikanıza davet ettiğiniz zaman sürekli o kullanılmayan kapıya gidiyorlar ve her seferinde “Biz yanlış geldik sanırım.” diyerek sizi arıyorlar. Siz gidip onları karşılıyorsunuz vs.. Sürekli gidip orada müşteri karşılamak yerine oraya bir kağıt yapıştırıp üzerine “Girişimiz bu kapıdan değil, 100 metre ilerideki kapıdan yapılmaktadır.” yazsanız bu sorunu çözmüş olacaksınız. Her seferinde gidip müşterilerinizi oradan almanız gerekmeyecek. Bakın, kağıt kalemle sistem kurdunuz. Aslında ne kadar basitmiş.

Sürekli tekrarlayan işlerinizi mümkün olduğunca kısaltacak hatta mümkünse tamamen yapacak bir sistem kurun ve bırakın o yapsın o işi. Siz de artan zamanınızı katma değer üretecek başka işlerle doldurun. Kısacası, mümkün olan her şeyi otomatize edin.

Firmanızı Ortaklarla Beraber Yönetmeyin

Başlığı görünce hemen “Kimseyle ortak olmamalıyım.” demeyin. Bakın başlık ne diyor? Firmanızı ortaklarla beraber yönetmeyin. Anahtar kelimemiz yönetmek. Mutlaka ve mutlaka bütün ortaklarla bir araya gelip bir yönetici seçin ve bu yöneticiye bir yetki süresi verin. Bu yetki süresi boyunca da yönetici ne derse mutlak ve kusursuz bir şekilde onu yapın. Doğru veya yanlış olmasının bir önemi yok. Eğer onun yönetiminden memnun kalmazsanız yetki süresi bittiği zaman bir başkasını seçersiniz ve olur biter. Birçok şirketin iş yapamama ve bir şey becerememe sebebi yönetici seçmemiş olmaları.

Sizin için ufak bir anekdot. İsim vermeden anlatacağım her şeyi.

Bir zamanlar bir firma katalog tasarımı ve benzeri reklam işleri için bize geldi. Yanlış hatırlamıyorsam 12 ortak vardı. Ancak görünen o ki aralarında bir yönetici seçmemişler. Kataloglarını tasarladık ve sunuma gittik. Her sunuma gidişimizde bizi farklı bir ortak karşıladı ve katalogda düzenlemeler yapmamızı istedi. Sonuç olarak bu kadar revizeden dolayı katalog tasarım süreci uzadı ve en sonunda bize dediler ki “Kataloğu tasarlamayı beceremediniz. Sözleşmeyi feshetmek istiyoruz.”. Bu bahsi geçen firma kocaman bir bina dikmeye çalışıyor şu anda. Bir katalog tasarımı konusunda dahi ortak bir fikre varamayan 12 kişi nasıl olacak da bir bina dikecek? İşte bu yüzden bir yönetici seçmek son derece önemli. Onların hepsinin üzerinde bir yönetici olsaydı ve tek muhatapımız o olsaydı katalog hiçbir gecikme olmadan başarılı bir şekilde çıkacaktı. Bunun gibi saçma sapan anlaşmazlıklara düşmemeniz için mutlaka ve mutlaka projelerinizi geliştirirken ekibiniz içerisinden birisini belirli bir süreliğine yönetici olarak seçin.

Motive Olamıyorum, Ne Yapmalıyım?

Eğer motive olamıyorsan bunun iki sebebi olabilir. Ya elindeki imkanların farkında değilsindir ya da bir şeyler yapmak zorunda bırakılmamışsındır. Kendini bir şeyler yapmak zorunda bırakman lazım. Eğer zaten bir şeyler yapmak zorundaysan ama yine de motive olamıyorsan o zaman elindeki imkanların farkında değilsindir. Elinde neler olduğunu hatırlamaya çalış. Bütün bilgini gözden geçir. Bilgin yeterli, yeter ki bir şey yapmaya başla.

Elindekiyle Bir Şeyler Üret

Elinde olmayan imkanlar için üzülme. Yaz bir kenara fikrini, imkanın olduğu zaman yaparsın. Ama şu anda yapman gereken şey elinde olanlarla bir şeyler üretmek. Elinde ne malzeme, ne bilgi varsa onunla ortaya bir şeyler koy. Kadir Abi (abi diyorum çünkü en az kendi abim kadar samimi) bize bir anısından bahsetti. Diyor ki: “Edelkrone’nin ilk zamanlarında işin sadece mekanik kısmını biliyordum. Sürekli kafamda ah bir de elektronik bilen birisi olsa yanımda neler neler yapardım cümlesi dönüp duruyordu. Elektronik gerektiren hayallerimi bir kenarda beklettim ve sadece kendi bilgimi kullanarak bir şeyler ürettim. Mekanik bilgimi kullanarak ürettiğim cihazlar sayesinde bir elektronikçi beni buldu ve beraber çalışmaya başladık.”

Demek istediğim şey şu ki, elinizde olanla bir şeyler üretmeye başlarsanız eğer mutlaka önünüze bir takım imkanlar gelecektir. Ancak hiçbir şey üretmeyen insanın ayağına hiçbir imkan gelmez.

Aslında buradaki her başlıktan ayrı birer blog yazısı çıkar ancak özetlemek gerekirse bunları söyleyebilirim. Lütfen siz de bu yazıyı çevrenizle paylaşın ve insanların uyanmasına yardımcı olun. Başka yazılarda görüşmek üzere.

Author

Web geliştirici, Youtuber, Blogger.

2 Comments

  1. Gerçekten çok keyifli ve nokta atışı yapılmış konular var. Belki de üstünde saatlerce düşünerek ya da deneyimleyerek edinilebilecek bilgileri bu tarz bir blog yazısına dönüştürmen harika olmuş. Devamını heyecanla bekliyoruz!

    • Mustafa Zahid Efe Reply

      Teşekkür ederim kardeşim. Faydalı olduysa ne mutlu bana 🙂

Reply To Mustafa Zahid Efe Cancel Reply