Merhabalar efenim.

Sosyal anksiyeteden muzdarip bir insan evladı olarak bu yazımda birazcık kendimden ve toplum içinde yaşadığım birtakım problemlerden bahsetmek istiyorum. Sosyal anksiyetenin ne olduğunu araştırdığınız zaman karşınıza şu şekilde bir tanım çıkacak muhtemelen:

Sosyal Anksiyete (kaygı) Bozukluğu ya da sık kullanılan adıyla Sosyal Fobi bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı düşüncesi ve bu konuda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur.

http://www.bilisseldavranisci.org/index.php?option=com_content&view=article&id=85%3Asosyal-fobi-nedir

Burada önemli bir ifade var: “…bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı…”. Benim yaşadığım en büyük problem de burada başlıyor zaten. Bu arada ben bu yazı boyunca kendimden bahsedeceğim ancak bu bahsettiğim durumlar sosyal fobi sahibi birçok insan için geçerli durumlar.

Her şeyden önce ben kolay kolay arkadaşlık ilişkisi kurabilen bir insan değilim. Girişken veya çok dışa dönük bir insan değilim. İnsanlarla tanışmak benim için son derece zor bir şey. Sanırım birkaç tanesi hariç bugüne kadar edindiğim bütün arkadaşlarımla onların ilk hareketi yapması sayesinde tanıştık. İnsanlarla tanışma konusunda ilk adımı atmak oldukça zor. Kafamın içerisinde sürekli birtakım sesler yankılanıyor insanlarla tanışacağım sırada. Bu bahsettiğim seslere ufak bir örnek vereyim: “O neden seninle arkadaş olmak istesin ki? Sen eziğin tekisin, garip birisin. Uzak dur ondan. Hem belki sana zarar da verebilir. Sana kızabilir, saldırabilir. Gerçekten bunu göze alabiliyor musun?”.

Bu ve bunun gibi onlarca farklı ses kafamın içinde yankılanıp dururken gidip birisiyle tanışmamı bekleyemezsiniz herhalde.

İnsanlara bunu anlattığımda hep benim özgüven problemi yaşadığımı düşünüyorlar. Ben özgüven problemi yaşamıyorum! İsterseniz çıkıp binlerce insanın önünde bir sunum yapabilirim, bundan hiç korkmam. Problem özgüven değil, problem insanlar.

Hazır problem insanlar demişken bir diğer soruna daha değinebilirim. Toplu taşıma araçlarında, mağazalarda, okulda koridorda, amfiye girip çıkarken vb. bilumum ortamlarda sürekli bütün herkes beni izliyormuş gibi hissediyorum. Her zaman bütün gözler üzerimde. En ufak bir hatamı arıyorlar, minicik bir yanlışımda bütün dünya üzerime gelecekmiş gibi hissediyorum. En başta bunun sadece bana özel bir durum olduğunu düşünüyordum, sadece ben problemliyim sanıyordum ki aynı dertten muzdarip bir sürü insan olduğunu öğrendim. Arkadaşım Aycan da bunlardan birisi. O da benzeri bir konu üzerine güzel bir yazı yazmış, yeri gelmişken buraya koyayım onu da: https://pinquitte.com/ozguvenlilestiremediklerimizden-misin.html

Sürekli insanlarında gözleri üzerimdeymiş gibi hissettiğim için birtakım son derece normal olan şeyleri de yapmaktan acizim. Örneğin insanlarla konuşurken uzun süre onların yüzlerine bakamam. Ne kadar istesem de ne kadar içimden gelse de dans edemem. Hasta olduğum zamanlarda dışarı çıkmak tam bir işkence benim için. İnsanların içinde cebimden bir peçete çıkartıp burnumu silemem. Sanki herkes beni izliyor da benden tiksineceklermiş gibi hissederim. Genelde bu tarz durumlarda kalkıp lavaboya gitmeyi tercih ederim. Dersin ortasında 10 kez çıkmam gerekse bile yaparım bunu.

Tanımadığım insanlarla konuşmak da son derece zordur benim için. Birçoğunuz için son derece normal olabilir ancak benim için çok korkunç bir durum. Telefonu açıp dışarıdan yemek söyleyemiyorum. O telefon konuşmasını yapmak o anda benim için dünyanın en korkunç ve en zor işi haline geliyor.

Bir şeyler satan bir insan yeteri kadar ısrarcı olursa asla ona karşı koyamam. Fiyat yüksek de olsa başka param kalmayacak olsa da bir şekilde kendimi suçlu hisseder ve o sattığı şeyi alırım. İnsanlara ters bir şey söylemek, aykırı bir şeyler söylemek benim için oldukça zordur.

En büyük problemi de sanırım bir şey satın aldıktan sonra onu iade etmem veya değiştirmem gerektiğinde yaşıyorum. Eğer bunu bir başkası yapabilecekse ona yaptırtmak için elimden gelen her şeyi yaparım. Eğer benim yapmam gerekirse binbir zorlukla oraya giderim ve son derece mahçup bir halde o ürünü çok büyük bir korku içerisinde iade ederim. Bu sürecin benim için ne kadar zorlu olduğunu hayal bile edemezsiniz. Sanki o malı satan kişi bana saldıracakmış, iade etmek istediğim için bana kızacakmış gibi hissediyorum.

İçerisinde bulunduğum gruplar her zaman oldu ancak kendimi bir türlü herhangi bir gruba ait hissedemedim. İçerisinde bulunduğum arkadaş gruplarından birisi eğer bir şey planlarsa özel olarak davet edilmediğim sürece asla oraya gidemem. Orada istenmediğimi düşünürüm. Her ne kadar insanlar beni sevdiğini söyleseler de beni istediklerini söyleseler de bu düşüncelerden bir türlü kurtulamıyorum. Herhangi bir ortamda istenmeyen insan olduğumu düşünüyorum ve bir türlü bunun önüne geçemiyorum.

Tabii böyle bir insan olunca karşı cinsle de işler pek yolunda gitmiyor. Daha önce deneyip bir türlü başarılı olamadım herhangi bir kıza olan ilgimi göstermek konusunda. Sürekli içimde bir korku var. Ya bana kızarsa ya beni rahatsız ediyorsun derse ya bana sapık gözüyle bakarsa? Sürekli aklımda böyle sorular dönüp duruyor. Bunlardan dolayı da her zaman karşı cinsle ilişkilerim arkadaşlık anlamında süper giderken diğer anlamda tam bir hüsran oluyor.

Ben birisinden hoşlandığım zaman bu bahsettiğim olay yaşanıyor. Birisi benden hoşlandığında da problem yaşıyorum. Gelip açık ve net bir şekilde “Zahid, ben sen hoşlanıyorum.” denmediği sürece bir türlü bir kızın bana ilgisi olup olmadığını anlayamıyorum. Ne kadar işaret vermiş olursa olsun, ne kadar belli ederse etsin bu cümleyi duymadan bu duruma inanmak istemiyorum. Kendi kendine gelin güvey olmak derler ya, işte o duruma düşmekten çok korkuyorum.

Evimden uzaklaşmak da beni deli ediyor. Dışarıda diğer insanlarla iletişim halinde olmak çok korkunç ve dolayısıyla evden çıkmak istemiyorum. Evden uzakta kaldığım zamanlarda da evimi o kadar çok özlüyorum ki size tarif edemem.

Diğer insanlar için sakal bıyık bırakmak veya kesmek, saç stilini değiştirmek çok kolay olabilir ancak bu da diğer birçok şeyde olduğu gibi benim için son derece zor.

Beni biraz daha iyi anlayabilmeniz için iki tane video koyacağım bu yazının altına. Videolar İngilizce ancak ikisinin de Türkçe altyazıları mevcut. Ayarlar kısmından açabilirsiniz.

Bu bahsettiğim durumlar size ufak tefek bir problem gibi gelebilir, hatta “Siz de hastayım adı altında şımarıyorsunuz.” diye de düşünebilirsiniz ancak durum böyle değil. Sadece dışarıda bizi görüyorsunuz. İnsanlarla iletişim kuramadığımız için odamızda oturup saatlerce ağladığımızı, geçmişte yaşadığımız utanç verici anıları bir türlü kafamızdan atamadığımızı ve bunları hatırladıkça panik ataklar geçirdiğimizi, sürekli diğer insanlardan farklı ve dışlanmış hissetmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsunuz. Sosyal fobi ile yaşamanın nasıl bir şey olduğu hakkında hiçbir fikriniz yok. Bu yüzden lütfen yargılamadan önce tanımaya ve öğrenmeye çalışın.

Sosyal fobisi olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınız varsa onları rahat ettirecek şekilde davranmaya çalışın. Sosyal konularda onlardan bir adım beklemeyin, siz bir adım atın. Bir yere gidecekseniz özel olarak davet edin, arada bir mesaj atın. Eğer hiçbiriniz bunu yapmazsanız biz gittikçe içimize kapanırız ve durum daha da kötü bir hâl alır. Lütfen biraz anlamaya çalışın ve yardımcı olun.

Sanırım söyleyeceklerim bu kadar. Aslında çok daha fazlası var ancak bir türlü kafamı toparlayamadığım için daha fazla yazamıyorum. Zahmet edip okuyan herkese teşekkür ediyorum, başka yazılarda görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın 👋🏻

Author

Web geliştirici, Youtuber, Blogger.

Write A Comment