Web İşlerine Nasıl Başladım ?

Bilgisayarla tanışmam 2001-2002 yılların uzanıyor. Aslına bakarsanız doğduğumdan beri evimde bilgisayar var ama sanırım ilk o zamanlar kullandım. Hazır yeri gelmişken bu da o tarihlerden bir fotoğraf.

Küçük

Babam bilgisayarla yakından ilgilidir. Küçükken onu sürekli bilgisayarın içini açarken, tamir ederken görüyordum. Bu da heveslenmemdeki etkenlerden birisidir. Neyse, uzun yıllar bilgisayar oyunlarıyla vakit öldürdüm (Şu an birkaç ayda bir birkaç saat oynarım). Hatta öyle oynardım ki birinci sınıfa giderken yazdığım günlüklerim hep aynı şekilde başlardı: “Okuldan geldim. bilgisayar oynadım. Üstümü değiştirdim.”. Okul kıyafetlerimi bile çıkartmadan geçerdim bilgisayar başına (Şu anda da durum pek farklı değil 😀 ). Neyse bu zamanları geçelim ve asıl eğlenceli olan kısma başlayalım.

Buraları uzatıcam, isteyen okusun. Gerçi blogu okuyorsanız amacınız okumaktır, neden böyle bir şey yazdım bilmiyorum ama böyle işte neyse devam edelilm. Yaşım 12 oldu. Hala bilgisayar başındayım. Bu sıralar flash oyunlar oynamayı çok severdim. Birgün yine flash oyun oynuyorum, hiç de unutmam oyunun adı “Yağız’ın Maceraları”. Çok rezil bir oyundu, grafik denen şey olmasa daha iyiydi, kısacası oyun tam bir rezaletti. Ama o zaman o oyunu severek oynamıştım. İyi ki de oynamışım. Oyunu bitirdiğimde ekstralar diye bir bölüm vardı ve ben merak edip buraya tıkladım. Orada şöyle bir ifade yer alıyordu: “Bu oyun Macromedia Flash 8 programıyla yapılmıştır ve XX frame’den oluşmuştur.”. Bu ifadeyi görünce hemen kafamın içinde bir şeyler olmaya başladı, ben bu programı daha önce bir yerde gördümdedim ve hemen CD’leri kurcalamaya başladım. PCNet dergisinin CD ekinde görmüştüm sanırım programı. Hemen bilgisayarıma yükledim ve kenardaki araçlarla bir şeyler çizmeye başladım. Uzun uğraşlar sonucu elime hiçbir şey geçmedi. Bir de bunun üstüne abim bilgisayarda çok yer kaplıyor deyip programımı sürekli siliyordu ben de sürekli tekrar tekrar yüklüyordum. Bıkmadım ve en sonunda zafere ulaştım (Her ne kadar anneme söylesem ve abime kızmış olsa da güzel bir zaferdi). Abim artık programımı silmiyordu. Kısa sürede internetten benim gibi çocukların hazırladığı videolar izleyip az çok programı kullanmayı öğrendim. İki sene boyunca Action Script 2 dilinde ufak tefek oyunlar yazmaya çalıştım. (Hala tamamen bitmiş bir oyunum yok). Bu iki senenin sonunda kendi kendime dedim ki: “Ben en iyisi kendime bir site yapayım ve her hafta oraya bir oyun atayım.” Bunu dedikten sonra bilgisayarda bulduğum bazı e-kitaplardan HTML öğrenmeye başladım ve web tasarım hikayem böylece başlamış oldu.

HTML’de 3-5 etiket öğrendikten sonra “Ben artık kendi oyun sitemi yapabilirim” diye düşünmeye başladım, daha sonra sadece resimlerin, başlıkların ve butonların bulunduğu, tıklandığı oyunu açan çok rezil bir site yaptım. Hatta siteden ziyade sadece bir sayfa tasarımıydı. Daha sonra bunu yapışımdan cesaret aldım ve ben artık online oyun yapabilirim dedim. Tabi hala hiçbir şey bilmiyorum, kolları sıvadım ve Javascript ile sıra tabanlı bir savaş oyunu yapmaya çalıştım. Online değildi tabi o ayrı bir mesele ama ben bunu internete koyduğumda online olacağını sanıyordum. O kadar rezildi durum. Programı yazarken bir hata aldım ve bir arkadaşımın babasına gittim, kendisi programcıydı belki sorunumu çözebilir diye düşündüm. Sorunu gösterdiğimde bana JQuery öğrenmemi söyledi ve daha sonra web hayatıma yön verecek o eğitmeni gösterdi. Tahmin etmekte çok zorlanmayacağınızı düşünüyorum: Tayfun Erbilen

Kendisinin JQuery derslerini izleyerek azcık HTML bilgimle ufak tefek şeyler yapmaya başladım. Daha sonra CSS’in ne olduğunu bilmeden onun videolarında yazdığı ufak CSS kodlarına bakarak yavaştan CSS öğrenmeye başladım. Yazıyordum ama ne yazdığımı bilmiyordum. JQuery derslerini izlemeye devam ederken 19. derse geldiğim zaman JQuery, PHP ve AJAX ile üye ekleme uygulaması yaptı ve daha sonra Youtube’un sağ tarafta verdiği video önerilerinden BBSY (PHP İle Bir Blog Scripti Yazmak) karşılaştım. Yine ne izlediğimi bilmeden bu videolarda ne gördüysem yazmaya başladım. 6 veya 7. derse geldiğim zaman bir süre ara verdim ve daha sonra tekrar içimde yazma isteği doğduğunda ben bakmadan da yazarım ki dedim ve kendim yazmaya çalıştım. Yazamadım. Çünkü hiçbir şeyin mantığını ve neden yapıldığını bilmiyordum. Daha sonra açtım videoları ve baştan izlemeye başladım. Artık yazdığım şeyin PHP dili olduğunu öğrenmiştim. Ve artık yavaş yavaş “Aaa bu kod bu işe yarıyomuş o zaman ben bununla şunu şunu da yapabilirim” demeye başlamıştım. Bu sırada tabi veritabanı kullanmayı da öğrenmiştim. Artık önümde kimse duramazdı. Seti izlemeyi orda bıraktım ve kendi projelerimi yazmaya çalıştım. Bu sırada Tayfun Abi’nin videolarını izliyordum ve sürekli yeni şeyler öğreniyordum. İzlediğim tüm videoları da bilgisayarıma indirirdim o zamanlar. Şu an 90GB’dan fazla bir ders arşivim var, Tayfun Erbilen’in neredeyse tüm videoları var, olur da bir gün Youtube kanallarına bir şey olursa videolarını ben verebilirim 😀 Neyse konumuz bu değil devam edelim. Ben bu sırada kendi projelerimi geliştirmeye devam ediyordum. Daha sonra mükemmel bir öğrenme yöntemi keşfettim: “Öğretmek

O zamanlar internette ne izlediysem onların kopya videolarını çekerdim. Allah’tan hiçbir yerde paylaşmadım 😀 Daha sonra kendimi biraz daha geliştirdim bu sırada birkaç otomasyon ve ufak CMS’ler yazdım. Bunların üzerine de19 Ağustos 2014 tarihinde Youtube kanalıma ilk videomu yükledim ve şu anki halime gelene kadar sürekli videolar çekmeye çalıştım. 29 Haziran 2015’te yeni Youtube kanalı açtım ve buradan daha dikkat çekici içerikler paylaşmaya başladım.

İşte başladığım nokta ve geldiğim nokta budur. Son derece bodoslama girdiğim bu sektörde hala devam etmekteyim. Sürekli kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bu konuda sizlerin de desteklerini almayı isterim. Benden istek derslerde bulunarak veya bana sorular sorarak, freelance işler paslayarak kendimi geliştirmeme yardımcı olabilirsiniz. Şu zamana kadar üzerimde emeği geçmiş olan herkese çok teşekkür ederim.

Başka yazılarda görüşmek üzere…

Genel Mustafa Zahid Efe 5 yorum