Dünyanın En Büyük Yalanı

İnsanlara (topluma) bol bol saydıracağım, bütün nefretimi kusacağım güzide bir yazının daha başındayız. Birilerini kırarsam, üzersem şimdiden özür dilerim. Sadece aklından geçenleri bir yerlere yazmak isteyen birisiyim ben. Ne kadar kâle alacağınız size kalmış.

Hepimiz zaman zaman yalan söyleriz. Hatta bazen öyle yalanlar söyleriz ki kendimiz bile inanırız bu yalana, inanmak isteriz. Bugün böyle bir yalandan bahsedeceğim. Ancak bu yalanın ilginç bir özelliği var. Herkes bu yalanı söylüyor ve inanıyor. Belki en başta inanmak istemeyeceksiniz, inkâr edeceksiniz. "Hayır, ben gerçekten inanıyorum." diyeceksiniz ama bu da kocaman bir yalan. Bu kadar meraklandırdığım yeter, şimdi dünyanın en büyük yalanının ne olduğuna bir bakalım.

Dış güzelliğin bir önemi yok, önemli olan iç güzellik.

Çok tanıdık geldi değil mi? Birçok varyasyonunu neredeyse her gün duyduğumuz bu cümle dünyanın en büyük yalanı. Herkes bunu söylüyor, herkes inanıyormuş gibi yapıyor ama baktığınız zaman herkes insanlara güzel görünmek için elinden geleni yapıyor. Dışarı çıkarken güzel giyiniyor, makyaj yapıyor, parfüm sıkıyor... Bunu öz saygınızdan dolayı yapmıyorsunuz. Amacınız insanlara güzel görünmek, insanlar tarafından beğenilmek. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki "Önemli olan iç güzellik değil dış güzelliktir.".

İnsanlara gidip idealindeki kızın/erkeğin nasıl olduğunu sorun. Birçoğundan alacağınız cevap muhtemelen şuna benzeyecektir: "Gözleri renkli olsun, sarışın olsun, çok zayıf ya da çok kilolu olmasın...". E hani iç güzellik önemliydi? Neden bununla ilgili hiçbir şey söylemedin? Söylemedin çünkü savunduğun şeye sen de inanmıyorsun ki.

Bir erkek olduğum için kendi açımdan konuşacağım ama iki cinsiyet için de neredeyse aynı olan bir durum bu. O yüzden erkek gözünden yazmış olsam da yazdıklarımı genel ifadeler olarak değerlendirebilirsiniz.

Basit bir senaryo yazalım. Okulunuzda bir kız var, çok hoşlandınız. Yanına gidip birkaç dakika konuşup daha sonra da kahve içmeye davet edeceksiniz. Eğer o da sizden hoşlanmıyorsa veya yakışıklı bir erkek değilseniz alacağınız cevap çok yüksek bir ihtimalle kocaman bir "İLGİLENMİYORUM" veya "HAYIR" olacaktır. Bu son derece basit bir insan davranışıdır. Beyniniz güzel görünene güvenir. Kötü görünende bir tehlike arar, ondan korkar, kaçmak ister. Konunun uzmanı olmadığım için sadece yüzeysel bir bilgi verebileceğim şu anda. Beyniniz kendisini yormak istemez, elinde hazır bir şeyler varsa hemen onu kullanmak ister. İnsanların ön yargılı olmasının altında yatan sebep de budur. Yakışıklı/güzel birisini gördüğünüz zaman otomatik olarak ona güvenirsiniz. Beyniniz düşünmek istemez, güzel görünüyor, buna güven veya kötü görünüyor, bundan kaç der.

Sokakta giderken birdenbire üstü başı kirli, aylardır saçı sakalı tıraş edilmemiş, kıyafetlerinde yırtıklar olan bir insanın size doğru geldiğini hayal edin. Sokakta sadece siz varsınız. Bu durumda ne düşünürsünüz? Muhtemelen ilk aklınıza gelecek şeyler size saldırması veya sizden para istemesi olur. Çünkü kötü görünenden kötü bir hareket beklersiniz. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir.

İnsanlar her ne kadar düşünebilen varlıklar olsalar da içgüdüsel davrandıkları zamanlar oldukça fazladır. Dış görünüşü iyi olan insanlara otomatik olarak güvenirken dış görünüşü kötü insanlara karşı bir ön yargı besleriz.

Tanışmak zorunda kalmadığımız sürece dış görünüşünü beğenmediğimiz birisiyle tanışmak istemeyiz. Örneğin sokakta görsen yüzüne bakmayacağın, çok çirkin birisi sınıf arkadaşın olur. Derslerde konuşmalarını duyarsın, fikirlerini öğrenirsin. Fikirleri, davranışları hoşuna gitmeye başlar ve ancak bundan sonra hayatına dahil edersin. Başka bir yerde sana merhaba dese tanışır mıydın yoksa sadece geçiştirmelik cevaplar verip başından savmaya mı çalışırdın? Hayal et ve cevap ver ama bu sefer yıllardır yaptığın gibi yalan söyleyip kendin de ona inanma, samimi ol verdiğin cevapta.

Bitirmeden önce sizden tek bir ricam olacak. Şunu sakın unutmayın: Her bir insan kendi içerisinde kocaman bir dünyadır. Siz o dünyanın kapısını açmaya çalışmazsanız asla içeride ne olduğunu bilemezsiniz. Gözlerinizi kapatın, kapının güzelliğine veya çirkinliğine hiç aldırış etmeden açmaya çalışın. Açtıktan sonra zaten hiçbir önemi kalmayacak.

İnsanlara ön yargı ile yaklaşmadığınız bir hayat dilerim. Başka yazılarda görüşmek üzere.

Yorum Yok

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir